Bu satırlar geçmişte yaşanmış kıssaları anlatıyor gibi görünse de, aslında insanın her çağda yaşadığı hâlleri fısıldıyor. Kimi zaman kendimizi Yusuf gibi bir kuyunun dibinde, kimi zaman Yunus gibi karanlıkta, kimi zaman Musa gibi yolun bittiği yerde buluruz. Hayat, bazen anlam veremediğimiz düşüşlerle sınar bizi. Ama bu kıssalar şunu hatırlatır: Düşmek, terk edilmek değildir. Her imtihanın içinde bir yön, her karanlığın ardında bir çıkış vardır. Bu yazı, tam da orada duranlara bir hatırlatmadır.
Yusuf’san kuyular çıkılmaz değil
Yusuf küçük yaşta kardeşlerinin kıskançlığıyla karşılaştı. Kandırıldı ve karanlık bir kuyuya atıldı. Oradan çıkarıldı ama özgürlük yerine köleliğe satıldı. Ardından masum olduğu hâlde iftiraya uğrayıp zindana düştü. Yıllar boyunca sabrını ve temizliğini korudu. Zamanı geldiğinde Allah onu zindandan alıp ülkenin hazinelerinin başına getirdi. Kuyu, onun için son değil, yükselişin ilk adımı oldu.
Yunus’san balığın karnı son değil
Yunus görevinden erken vazgeçip halkını terk etti. Denizde büyük bir fırtına çıktı ve denize atıldı. Bir balık onu yuttu; karanlık, yalnızlık ve pişmanlıkla baş başa kaldı. Orada tövbe etti, Allah’a yöneldi. Allah duasını kabul etti ve onu balığın karnından sahile çıkardı. En karanlık yer, dönüşünün başladığı yer oldu.
İbrahim’sen ateş serindir
İbrahim putlara karşı çıktı, tek Allah’a iman etti. Halkının öfkesini üzerine çekti ve büyük bir ateşe atılmasına karar verildi. Ateş yakıldı, herkes onun yanacağını sandı. Ama Allah ateşe “serin ve selamet ol” dedi. Ateş yaktı ama İbrahim’e zarar vermedi. İnancını terk etmeyen bir kalp, ateşten bile korunmuş oldu.
Musa’san deniz yol verir
Musa kavmiyle birlikte zulümden kaçarken denizin kenarında sıkışıp kaldı. Önlerinde deniz, arkalarında Firavun’un ordusu vardı. Kaçacak yer yoktu. Allah’ın emriyle asasını denize vurdu. Deniz ikiye ayrıldı ve ortasından yol açıldı. Musa ve kavmi geçti, düşmanları geride kaldı. İmkânsız görünen yer, kurtuluş yolu oldu.
Eyyub’san dert seni terk eder
Eyyub malını, sağlığını ve sevdiklerini kaybetti. Uzun yıllar ağır hastalıklarla sınandı. Buna rağmen isyan etmedi, sabrını ve duasını bırakmadı. Allah’a yöneldiğinde duası kabul edildi. Allah ona şifa verdi ve kaybettiklerini kat kat geri verdi. Sabır, derdin kalıcı olmadığını gösterdi.
Nuh’san gemin geç kalmaz
Nuh yıllarca insanları uyardı, çok az kişi ona inandı. Alay edildi ama vazgeçmedi. Allah’ın emriyle gemi yaptı. Zamanı geldiğinde tufan başladı. Gemiye binenler kurtuldu, inkâr edenler sulara kapıldı. Gemi, tam ihtiyaç duyulan anda hazırdı.
Meryem’sen yalnızlık seçilmişliktir
Meryem tertemiz bir hayat yaşarken ağır bir iftiraya uğradı. İnsanlar onu suçladı, o ise susmayı seçti. Allah onun masumiyetini bir mucizeyle ortaya koydu. Beşikteki İsa konuştu ve annesini savundu. Meryem’in yalnızlığı, Allah katında bir seçilmişliğe dönüştü.
Âdem’sen düşüş son değildir
Âdem hata yaptı ve cennetten indirildi. Yanlışını fark etti, pişman oldu ve içtenlikle tövbe etti. Allah tövbesini kabul etti. Cennetten çıkış bir ceza olduğu kadar, insanlık için yeni bir başlangıç oldu. Düşüş, umutsuzluk değil, yeniden yönelişti.
Bu hikâyelerde mucize, bir anda her şeyin düzelmesi değildir. Mucize; sabrın tükenmediği, kalbin kirlenmediği yerde başlar. Kimi kuyuya düştü ama yükseldi, kimi ateşin ortasında kaldı ama yanmadı, kimi denizin önünde durdu ama yol buldu. Hepsinin ortak noktası şuydu: Vazgeçmediler. Eğer bugün sen de bir durakta bekliyorsan, bil ki bu bekleyiş boşuna değil. Allah, kulunu karanlıkta bırakmaz. Vakti gelince, en umulmadık yerden bir kapı açılır.


