Omuzumda Bir Kuş

Omuzumda Bir Kuş

Bazen sevgi, ilk günlerin taşkın coşkusundan yavaşça çekilir.
İçimizdeki fırtına diner, kalp daha sessiz atmaya başlar.
Bu sessizlik çoğu zaman insanı şaşırtır “acaba hislerim mi azaldı?” deriz.
Ama belki de aşk artık kabına sığıyordur; yakmadan ısıtmayı öğreniyordur.

Sevgi bir kuş gibidir.
Başta hızlı uçar, kanat çırpışları kalbin ritmini karıştırır.
Sonra bir gün ansızın gelir, omzuna konar.
O anda anlarsın; sevmek bazen çırpınmak değil, durabilmektir.
Kuş oradadır artık, ve senin görevin onu tutmak değil, ürkütmemektir.

Zamanla o ilk heyecan yerini dinginliğe bırakır.
Ama bu dinginlik bir boşluk değil, doluluğun sessiz hâlidir.
Birini kaybedeceğini düşünmeden sevmek, belki de sevginin en derin biçimidir.
Telaşsız, güvenli, köklenmiş bir yerden.

Bazen aşk, ilk günkü alev gibi yanmaz.
Ama köz hâline geldiğinde, en çok o zaman ısıtır.
Belki büyümek budur; Sevginin bağırışını değil, fısıltısını da duyabilmek.

Ve o fısıltıda bir kuş vardır hâlâ, kanatlarını değil, huzurunu hatırlatan.
Çünkü sevmek bazen birine değil, kendine yaklaşmaktır; karşındaki insanda kendi sükûnetini bulmaktır.
Aşk, sonunda dışa değil içe doğru dönen bir yolculuktur.


Bu yazı, sevgiyi ilk heyecanıyla değil, derin sessizliğiyle tanıyan herkes için.
Kuşun omzunuza konduğu o anda fark edeceksiniz: bazen sevgi, gitmeden kalmaktır. 🌿

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir